BÖLÜM 2 – LOZAN ANTLAŞMASI: KARANLIKTAN CUMHURİYETE
Yazan: Yalçın Alganer
Tarih: 27 Temmuz 2025
Giriş: Sevr’den Lozan’a Bir Zafer Destanı
24 Temmuz 1923, Türk milleti ve bağımsız Türkiye Cumhuriyeti için sıradan bir takvim yaprağı değil; bileğimizin hakkıyla, çetin mücadelelerle kazandığımız hürriyetin dünya çapında tescillendiği tarihi bir milattır.
10 Ağustos 1920’de dayatılmak istenen Sevr’in karanlık gölgesi, Sahada Mehmetçiğin kanıyla, masada ise diplomatik dirayetle yırtılıp atılmıştır. Lozan Barış Antlaşması, Anadolu’da verilen destansı bağımsızlık savaşının hukuk alanındaki ebedi mührüdür.
“Lozan Barış Konferansı’nın görkemli açılışı: Casino de Montbenon Salle du Grand Conseil…”
Lozan’da Müzakere Mekânları: Beau-Rivage ve Château d’Ouchy
Lozan Barış Konferansı (Le Traité de Paix de Lausanne) müzakereleri, İsviçre’nin Vaud Kantonunda yer alan Lozan şehrinin Leman Gölü kıyısındaki şirin Ouchy semtinde, Beau-Rivage Palace Oteli’nin tarihi Sandoz Salonu’nda yürütülmüştür. Çetin pazarlıkların ardından 24 Temmuz 1923 tarihinde antlaşma, Rumine Sarayı’nda (Palais de Rumine) düzenlenen resmi bir törenle imzalanmıştır.
“Lozan görüşmelerinin ve çetin diplomasi mücadelelerinin kalbi: Beau-Rivage Palace Oteli…”
Görüşmeler sırasında sıklıkla karıştırılan bir husus vardır: Konferans heyetlerinin konakladığı komşu Château d’Ouchy (Uşi Şatosu) ile antlaşmanın imzalandığı mekanlar birbirinden farklıdır. Uşi Şatosu, 18 Ekim 1912 tarihinde Trablusgarp Savaşı sonrasında Osmanlı İmparatorluğu ile İtalya arasında imzalanan Ouchy (Uşi) Antlaşması’na ev sahipliği yapmıştır.
1912 Uşi Antlaşması ile Osmanlı, Trablusgarp ve Bingazi’deki idaresini kaybetmiş, 12 Ada ise Balkan Savaşı sonrasında geri verilmek kaydıyla geçici olarak İtalyan yönetimine bırakılmıştı. Ancak bu söz tutulmamış, adaların kaderi II. Dünya Savaşı sonrasındaki 1947 Paris Antlaşması ile Yunanistan’a devredilmesine kadar uzanmıştır.
Burada bir parantez açmak gerekir: Oniki Ada ismi (Yunanların Dodecanese, Osmanlı’nın ise Cezair-i Bahr-i Sefîd dediği bölge), ada sayısının 12 olmasından değil; 12 üyeli ve bölgeli yerel yönetim yapısından kaynaklanmaktadır. Rodos, İstanköy (Kos), Leros ve Meis da dâhil olmak üzere 14 büyük ada ile 90’dan fazla irili ufaklı ada ve kayalıktan oluşan bu grup, tarihsel kaynaklarda Menteşe Adaları veya Güney Sporat Adaları olarak da anılmaktadır.
“Lozan’da Türk delegasyonunun başında duran İsmet Paşa: Askeri zaferleri diplomatik dirayetle taçlandıran zorlu müzakere anları…”
Masadaki Dengeler ve Diplomasi Savaşı
Lozan’da bir yanda yorgun, imkânları kısıtlı ama tam bağımsızlık iradesi çelik gibi olan genç Türkiye; diğer yanda ise Britanya İmparatorluğu, Fransa, İtalya, Japonya ile onların müttefikleri Yunanistan, Romanya, Yugoslayva yer alıyordu. Boğazlar için Sovyet Rusya, Trakya sınırı için Bulgaristan ve belirli konularda Belçika ile Portekiz masadaydı. ABD ise gözlemci delegasyonla katılmasına rağmen konferansın gidişatında arka planda etkin bir rol üstlenmişti.
Türkiye heyetinin başında Dışişleri Bakanı İsmet Paşa (İnönü) bulunuyordu. Yanındaki delegeler Dr. Rıza Nur ve Hasan Saka ile birlikte danışmanlar ve basın mensuplarından oluşan heyetimiz, 11 Kasım 1922’de masaya oturdu. Konferansın resmi açılışı 20 Kasım 1922’de Casino de Montbenon’da gerçekleşti.
Asıl çetin mücadele İngiliz heyeti başkanı Lord Curzon ile İsmet Paşa arasında yaşandı. Kapitülasyonların kaldırılması, Musul meselesi, Boğazlar rejimi, borçların ödenme şartları, Ermeni yurdu iddialarının reddi ve adli bağımsızlık konularında şiddetli münakaşalar yaşandı. İtilaf Devletlerinin tavizsiz ve dayatmacı tutumu üzerine İsmet Paşa 4 Şubat 1923’te görüşmeleri keserek yurda döndü. Yaklaşık 2,5 aylık kesintinin ardından 23 Nisan 1923’te yeniden başlayan müzakereler, 24 Temmuz 1923’te tam bağımsızlığımızın tesciliyle sonuçlandı.
“24 Temmuz 1923: Rumine Sarayı’nda (Palais de Rumine) tam bağımsızlığımızı tescilleyen tarihi imzalar atılıyor.”
Tarihsel Parantez: Kıbrıs ve Lozan’ın 20. ve 21. Maddeleri Üzerine Gerçekler
Günümüzde zaman zaman sığ ve yüzeysel bir bakış açısıyla “Kıbrıs’ın Lozan’da terk edildiği” yönünde tarihi tersinden okuma gayretlerine rastlanmaktadır. Oysa hakikat tamamen farklıdır:
Kıbrıs, 1878 yılında Rus tehdidine karşı İngiltere’nin desteğini almak amacıyla II. Abdülhamid döneminde idari olarak İngiltere’ye devredilmişti. I. Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle (5 Kasım 1914) İngiltere adayı tek taraflı ilhak ettiğini duyurdu. Lozan Antlaşması’nın 20. maddesi, 1923 şartlarında zaten fiilen elimizde olmayan bu sahanın mevcut durumunu hukuken tescil etmiştir. 21. madde ise adadaki Türk nüfusa iki yıl içerisinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını seçme ve göç etme hakkı tanıyarak soydaşlarımızın hukuki güvencesini sağlamıştır.
En kritik nokta şudur: Lozan ile İngiltere’nin adadaki varlığı hukuki zemine oturtulduğu içindir ki, 1959-1960 Zürih ve Londra Antlaşmaları’nda İngiltere garantör devletlerden biri olmuş; Türkiye de aynı hukuk çerçevesinde Garantör Devlet sıfatını kazanmıştır. Yani Mehmetçiğin 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nda kullandığı uluslararası meşruiyetin ve hukuki hakkın ilk temeli de yine Lozan’da atılmıştır.
“Lord Curzon başkanlığındaki İngiliz heyeti, Lozan’da çetin pazarlıkların yaşandığı en zorlu müzakere tarafıydı.”
Sonuç: Geleceğe Bırakılan Ebedi Tapu Senedi
Konferans biterken Lord Curzon’un İsmet Paşa’ya söylediği o meşhur söz tarihe kazınmıştır: “İstediklerinizi şimdilik size verdik. Bunların hepsini cebimize koyuyoruz. Zamanı geldiğinde tek tek çıkarıp önünüze koyacağız…”
Bu söz, emperyalist niyetlerin hiçbir zaman bitmediğinin açık bir göstergesidir. Ordusunun atının nalına çakacak mıhı dahi yokken hürriyetinden taviz vermeyen bir milletin evlatları olarak bize düşen; birlik, beraberlik ve ulus bilinciyle bu mukaddes emanete sahip çıkmaktır.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü başta olmak üzere, bizlere tam bağımsız bir vatan bırakan tüm kahramanlarımızı, diplomatlarımızı ve şehitlerimizi minnetle anıyorum. Lozan, Türkiye Cumhuriyeti’nin ebedi tapu senedidir.
“Cumhuriyetin kuruluş yolunda omuz omuza veren iki büyük lider: Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü.”
Yalçın Alganer sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.







1 Comment