Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Unutulan Bir Öğretmen, Unutulmaması Gereken Bir Marş: Münir Ceyhan ve Atatürk Marşı

 

Unutulan Bir Öğretmen, Unutulmaması Gereken Bir Marş: Münir Ceyhan ve Atatürk Marşı

Bir zamanlar okul sıralarında hep birlikte söylediğimiz bir marşın ve onu çocuklara armağan eden değerli bir Cumhuriyet öğretmeninin izinde…

Bazen bir fotoğraf, bazen eski bir kitap, bazen de yıllardır duymadığımız birkaç nota, hafızamızın çoktan kapandığını sandığımız bir kapısını ansızın açıverir.

Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada karşıma çıkan eski bir müzik kaydı bana tam da bunu yaşattı.

Çocuk sesleriyle başlayan ezgiyi duyar duymaz bir yerlerden tanıdığımı hissettim. Ardından sözler geldi:

“Atatürk’üm önderim, nabzımda atıyorsun…”

Birden yıllar geriye gittim.

Bu, çocukluğumuzun Atatürk Marşı idi.

Üstelik yanımda, o yıllarda Maçka İlkokulu’nda okumuş ve marşın bestecisi Münir Ceyhan’ın öğrencisi olmuş ailemizden biri vardı. Birkaç dakika sonra kendimizi, yıllar öncesinden çıkıp gelen o çocuk korosuna eşlik ederken bulduk.

Demek ki unutmamışız.

Daha doğrusu, unuttuğumuzu sanmışız.

Ve ben o anda merak etmeye başladım:

Kimdi Münir Ceyhan?

Bir zamanlar okullarda çocuklara öğretilen bu güzel Atatürk Marşı bugün neden neredeyse hiç duyulmuyordu?

Ve hepsinden önemlisi, böylesine güzel eserler bırakmış bir müzik öğretmenini biz nasıl olmuştu da neredeyse unutmuştuk?

Kimdi Münir Ceyhan?

Araştırmaya başladığımda karşıma çıkan ilk şaşırtıcı gerçek, Münir Ceyhan hakkında bugün ulaşabildiğimiz bilgilerin ne kadar sınırlı olduğuydu.

1908 yılında Beyrut’ta doğduğu biliniyor. Birinci Dünya Savaşı yıllarında ailesiyle İstanbul’a geliyor; babasını savaşta kaybediyor. 1932 yılında İstanbul Öğretmen Okulu’nu bitirdikten sonra öğretmenliğe başlıyor. Müziğe olan ilgisi onu konservatuvar eğitimine, ardından da Viyana’ya götürüyor.

İkinci Dünya Savaşı’nın son derece zor koşulları altında Viyana’daki müzik eğitimini sürdürüyor ve 1943 yılı sonlarında Türkiye’ye dönüyor. İstanbul Belediye Konservatuarı’nda ses öğretmenliği yapıyor.

Fakat Münir Ceyhan’ın asıl önemli taraflarından biri, müziği yalnız konser salonlarının değil, çocukların ve okulların dünyasının bir parçası haline getirmeye çalışmasıydı.

Çocuk koroları kurdu, okul şarkıları besteledi, müzik eğitimi için kitaplar hazırladı ve öğrencileriyle plaklar doldurdu.

Bugün ikinci el kitapçıların raflarında rastlayabildiğimiz “Okullarda Müzik – Plak ile Müzik Eğitimi” adlı kitabının 1963 tarihli bir baskısı bulunuyor. Daha da önemlisi, Okullarda Müzik kitabı yıllar sonra Millî Eğitim Bakanlığı’nın yayın listelerinde de karşımıza çıkıyor.

 

“Münir Ceyhan’ın müzik eğitimine verdiği önemin belgelerinden biri: Okullarda Müzik.”

 

Yani Münir Ceyhan yalnız şarkılar besteleyen bir müzisyen değil, çocukların müzik eğitimi üzerinde kafa yoran bir Cumhuriyet öğretmeniydi.

“Orda Bir Köy Var Uzakta…”

Adını bugün pek az kişi hatırlıyor olabilir.

Ama bestesini hemen hepimiz biliyoruz:

“Orda bir köy var uzakta,
O köy bizim köyümüzdür…”

Sözleri Ahmet Kutsi Tecer’e ait olan bu şiiri besteleyerek kuşakların hafızasına yerleştiren kişi Münir Ceyhan’dı.

Bu eserle ilgili internette birbirinden farklı tarihler dolaşıyor.

Onun için tam tarih veremiyorum ama İstanbul Teknik Üniversitesi arşivinde yer alan bir akademik çalışmadaki nota, eseri 1957 tarihli gösteriyor. Ben de şimdilik güvenilir bu belgede belirtilen tarihle yetinmeyi tercih ediyorum.

Fakat tarihten daha önemli bir gerçek var:

Bu şarkı birkaç kuşağın ortak çocukluk hatırasıdır.

Belki köy görmemiş şehir çocukları bile o uzak köyü kendilerinin sayarak söylediler.

“Gezmesek de tozmasak da…”

Ve hâlâ söylüyoruz.

 

“Münir Ceyhan Çocuk Korosu’nun seslendirdiği Atatürk Marşı’nın Columbia plağı.”

 

Ve Atatürk Marşı…

Münir Ceyhan’ın bugün yeniden hatırlatmak istediğim diğer eseri ise bu yazının asıl nedeni olan Atatürk Marşı.

Marşın ortaya çıkış tarihi konusunda da internette farklı bilgiler bulunuyor. Bazı kaynaklar 1958 tarihini veriyor.

Ancak araştırırken çok değerli bir belgeye rastladım.

10 Kasım 1953 tarihli Akşam gazetesinde Münir Ceyhan imzasıyla “Atatürk Marşı” yayımlanmış.

Üstelik o gün sıradan bir 10 Kasım değildi.

Atatürk’ün naaşının, on beş yıl boyunca kaldığı Ankara Etnografya Müzesi’ndeki geçici kabrinden alınarak Anıtkabir’e nakledildiği gündü.

Dolayısıyla elimizdeki bu gazete belgesi bize kesin olarak şunu söylüyor:

Münir Ceyhan’ın Atatürk Marşı en geç 10 Kasım 1953 tarihinde vardı.

Sonraki yıllarda Münir Ceyhan’ın çocuk koroları tarafından seslendirildi, plaklara kaydedildi ve okul çocuklarının söylediği marşlardan biri oldu.

Bugün elimizde bulunan eski Columbia plağının üzerinde de o sade ama anlamlı ifade duruyor:

“Münir Ceyhan Çocuk Korosu – Atatürk Marşı.”

 

🎼 Atatürk Marşı’nı yıllar öncesinden bugüne ulaşan çocuk seslerinden yeniden dinlemek için buraya tıklayalım.  

Eski bir plağın ortasındaki birkaç kelime…

Ama arkasında bir dönemin eğitim anlayışı, öğretmeni, öğrencileri ve çocuk sesleri var.

Peki bu marşa ne oldu?

Araştırmaya başlarken beni en fazla düşündüren sorulardan biri buydu.

Çocukluğumuzda söylediğimiz bu marş neden artık duyulmuyor?

Şu ana kadar yaptığım araştırmada Atatürk Marşı’nın belirli bir tarihte, belirli bir makamın kararıyla yasaklandığını veya okullardan özellikle kaldırıldığını gösteren güvenilir bir belgeye ulaşamadım.

Dolayısıyla belgesiz bir iddiada bulunmak da istemiyorum.

Belki müfredat değişti.

Belki okul müzik repertuvarları zaman içinde yenilendi.

Belki öğretmen kuşakları değiştikçe bazı eserler kendiliğinden unutuldu.

Ama sonuç değişmiyor:

Biz bu marşı söylüyorduk. Bugünün çocuklarının önemli bir bölümü ise bilmiyor.

İşte benim asıl serzenişim burada başlıyor.

Bir ülkenin kültürel hafızası yalnız büyük kitaplardan, anıtlardan, resmî törenlerden oluşmaz.

Çocukken söylediğimiz şarkılar da o hafızanın parçasıdır.

Hele o şarkılar Cumhuriyet’in değerlerini, Atatürk sevgisini, yurt sevgisini çocukların dünyasına müzikle taşıyorsa…

Onların sessiz sedasız kaybolmasına insanın gönlü razı olmuyor.

 

“Münir Ceyhan’ın Atatürk Marşı: geçmişten bugüne ulaşan notalar, bir dönemin müzik ve eğitim hafızasının sessiz tanıkları.”

 

Biraz da vefa…

Münir Ceyhan’ı araştırırken eski görev yerlerinden biri olan, o dönemdeki adıyla Maçka İlkokulu’nun bugünkü internet sitesine de girdim.

Sayfalarını dolaştım.

Fotoğraf galerilerini tek tek taradım.

Geçmişten bugüne yüzlerce fotoğraf gördüm.

Ama ne yazık ki Münir Ceyhan Hocamız hakkında bir bilgiye, adına veya ona ait bir fotoğrafa rastlayamadım.

Belki okulun fizikî arşivinde vardır.

Umarım vardır.

Okula telefonla ulaşmaya da çalıştım. İnternette verilen numarayı defalarca aramama rağmen cevap alamadım. Sonunda okulun e-posta adresine yazarak Münir Ceyhan’ın görev yaptığı yılları, okul arşivinde özlük dosyası, fotoğraf, koro kaydı veya plak bulunup bulunmadığını, ölüm tarihi ve yerinin bilinip bilinmediğini sordum.

Ayrıca 1967 tarihli Maçka İlkokulu korosu plaklarını ve Münir Ceyhan anısına düzenlenen konserlere katılan eski öğrencilerden birine ulaşmanın mümkün olup olmadığını öğrenmeye çalışıyorum.

Bu satırları yazarken henüz cevap gelmedi.

Gelirse, büyük bir memnuniyetle bu yazıya ekleyeceğim.

Gelmezse?

Doğrusu o da beni ayrıca üzer.

Çünkü insan ister istemez şu soruyu soruyor:

Bir eğitim kurumunun tarihi yalnız binasının, müdürlerinin, törenlerinin ve öğrencilerinin tarihi midir? O kuruma yıllarını vermiş, öğrenciler yetiştirmiş, çocuk koroları kurmuş ve eserleri kuşaklar boyunca söylenmiş öğretmenlerinin de o hafızada bir yeri olması gerekmez mi?

Münir Ceyhan’ın bugün okulun erişilebilen dijital hafızasında görünmemesi beni üzdü.

Bunu bugünkü okul yönetimine yöneltilmiş bir suçlama olarak değil, geçmişimize karşı bir vefa çağrısı olarak ifade etmek isterim.

Çünkü unutulmak, bir öğretmene yapılabilecek en büyük vefasızlıklardan biri olsa gerek.

Hele yetiştirdiği çocukların sesleri, yarım asrı aşan eski plaklardan hâlâ bize ulaşabiliyorsa…

Bir insan nasıl bu kadar kaybolabilir?

Araştırmam sırasında beni en fazla şaşırtan konu ise Münir Ceyhan’ın ölümüne ilişkin oldu.

Doğum tarihini bulabiliyoruz: 1908.

Doğduğu yeri biliyoruz: Beyrut.

Öğretmen Okulu’nu bitirdiği yılı, Viyana’da müzik eğitimi aldığını, 1943’te İstanbul’a döndüğünü biliyoruz.

Kitaplarını bulabiliyoruz.

Plaklarını görüyoruz.

Bestelerini hâlâ dinleyebiliyoruz.

Ama bu yazıyı hazırladığım tarihte ölüm tarihini güvenilir bir kaynaktan saptayamadım.

Nerede ve ne zaman öldü?

Mezarı nerede?

Maçka İlkokulu’nda tam olarak hangi yıllarda görev yaptı?

Bunlara da henüz kesin cevap bulamadım.

Bir zamanlar binlerce çocuğa müziği sevdiren bir öğretmenin yaşam öyküsünün son satırlarının böylesine belirsiz kalmış olması bana doğrusu çok hüzünlü geliyor.

Belki de bu yazıyı yazmak istememin nedenlerinden biri tam olarak budur:

Münir Ceyhan’ı ikinci kez kaybetmeyelim.

Bu yazı aynı zamanda bir çağrıdır

Münir Ceyhan Hocamızı tanımış olanlara…

Maçka İlkokulu’nda öğrencisi olmuş bulunanlara…

Çocuk korolarında onunla çalışmış, plaklarında şarkı söylemiş bugünün büyüklerine…

Ailesinden veya yakınlarından birilerini tanıyanlara…

Elinde fotoğrafı, mektubu, plağı, okul hatırası veya herhangi bir belge bulunanlara küçük bir çağrıda bulunmak istiyorum:

Lütfen bildiklerinizi paylaşın.

Belki hep birlikte Münir Ceyhan’ın eksik kalan yaşam öyküsünün birkaç sayfasını tamamlayabiliriz.

Belki mezarını bulabiliriz.

Belki okulunun arşivinden yıllardır gün ışığı görmemiş bir fotoğraf çıkar.

Belki korosunda şarkı söylemiş bir öğrencisi, Münir Hoca’yı bize kendi hatıralarıyla yeniden anlatır.

Ve belki bir gün, bugün çocuklarımızın pek bilmediği Atatürk Marşı yeniden okul korolarından yükselir.

Bundan daha güzel bir vefa olabilir mi?

 

“Münir Ceyhan’ın açtığı yolda çocuk seslerinden yetişkin korolarına uzanan bir müzik mirası… Unutulmaması gereken yalnız bir marş değil, onu kuşaklara taşıyan bir eğitim anlayışıdır.”

 

Unutmayalım, unutturmayalım…

Yıllar sonra o eski kaydı yeniden açıyorum.

Çocukların sesleri geliyor.

Bir dönemin okul sıralarından, müzik derslerinden, siyah önlüklerden, beyaz yakalardan çıkıp bugüne ulaşıyor sanki.

Ve ben de onlara katılıyorum:

“Atatürk’üm önderim, nabzımda atıyorsun…”

Aradan yetmiş yılı aşkın zaman geçmiş.

Çocuklar büyümüş.

Öğretmenler gitmiş.

Okullar değişmiş.

Plakların yerini önce kasetler, sonra CD’ler, şimdi de dijital dünyanın görünmez kayıtları almış.

Ama bazı ezgiler zamandan daha dirençlidir.

Bazı öğretmenler de yalnız öğrencilerinin değil, bir ülkenin hafızasında yaşamayı hak eder.

Münir Ceyhan onlardan biriydi.

Biz belki adını bir süreliğine unuttuk.

Ama müziğini unutmadık.

Şimdi adını da yeniden hatırlamanın zamanıdır.

Münir Ceyhan Hocamızı ve onun güzel Atatürk Marşı’nı unutmayalım, unutturmayalım.

Saygı, minnet ve vefayla…

Y.A.


Yalçın Alganer sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Yorum Yazın

Best Choice for Creatives
This Pop-up Is Included in the Theme