Susturulan Bir Vicdan: Uğur Mumcu
Bazı insanlar vardır; bir ülkenin tarihinde yalnızca yaptıklarıyla değil, ödedikleri bedelle yer ederler.
Onlar yaşarken rahatsız eder, öldürüldükten sonra bile susmazlar.
Uğur Mumcu, bu ülkenin en ağır bedel ödeyen aydınlarından biriydi.
Gazeteciliği bir meslek olarak değil, bir vicdan sorumluluğu olarak gördü.
Kalemini hiçbir gücün emrine vermedi; korkmadı, geri adım atmadı, susmadı.
Gerçeği bilerek, bedelini bilerek yazdı.
Onu susturmak isteyenler, yalnızca bir gazeteciyi değil;
sorgulayan aklı, bağımsız düşünceyi ve hakikatin sesini hedef alıyordu.
Ama unuttukları bir şey vardı:
Gerçek, susturulduğu yerde yok olmaz.
Aksine, orada çoğalır.
Aradan geçen onca yıla rağmen cinayetin karanlığı aydınlatılamadı.
Ama Mumcu’nun temsil ettiği değerler hâlâ ayakta:
Sorgulayan akıl, korkmayan kalem, teslim olmayan vicdan.
Bu yazı bir ağıt değildir.
Sadece bir anma da değildir.
Bu yazı, unutmamaya dair bilinçli bir iradedir.
Bugün Uğur Mumcu’yu anmak;
bir fotoğraf paylaşmak ya da birkaç cümle kurmakla sınırlı kalamaz.
Onu anmak, aynı soruları sormaya devam etmek,
aynı karanlığa alışmamaktır.
Çünkü bazı ölümler, ancak unutulduklarında tamamlanır.
Ve biz unutmuyoruz.
Uğur Mumcu’yu;
saygıyla, özlemle ve bitmeyen bir vicdan borcuyla anıyoruz.
Yalçın Alganer
🎵 Bir ağıt, bir hafıza, bir direnç sesi
Her dinlediğimde içimi sızlatan;
sözleri Ali Çınar’a, bestesi ve yorumu Selda Bağcan’a ait olan
Uğur Mumcu ağıtını buraya bırakıyorum:
👉 https://youtu.be/A4bq3vNA7ts
Yalçın Alganer sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
